DİLEKÇELER

TAKİBİN TALİKİ VE İPTALİ DAVASI CEVAP DİLEKÇESİ

          Takibin taliki ve iptali, İcra ve İflas Kanununun  71. maddesinde yer alan takibin kesinleşmesinden sonra itfa, zamanaşımı, süre verilmesi halinde başvurulacak yoldur. Bankadan temlik alınmış yaklaşık 10 yıllık bir icra dosyasının, alacaklı tarafından temlik alınmasının hemen akabinde alacaklıya karşı, aynı kredi borcuna istinaden … İcra Müdürlüğü 20…/…. E., …İcra Müdürlüğü 20../… E. Ve yeni alacaklının temlik aldığı eski nosu …İcra Müdürlüğü 20../… E., yeni nosu ise … İcra Müdürlüğü 20../… E. Sayılı olan dosyanın açıldığı, anılan borca istinaden kendilerine ait iki taşınmazın ipotek verildiği, yine anılan borca istinaden diğer dosyalardan hem ilamlı ipotek takibi, hem kambiyo senetlerine mahsus ilamsız takip hem de adi takip başlatıldığı ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı bulunmadığı beyanları ile süresiz şikayet yolu ile icra takibinin taliki ve iptali davası açılmıştır. Buna karşılık yazılabilecek örnek bir cevap dilekçesine aşağıda yer veriyorum. Diğer dilekçe örneklerine buradan erişebilirsiniz. 

Benzer davalarla karşılaşılması halinde yardımcı olması ümidi ile;

Resim Clker-Free-Vector-Images tarafından Pixabay‘a yüklendi

…. İCRA HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

DOSYA NO                :…/… E.

CEVAP VEREN

DAVALI                                 :

VEKİLİ                                  :

                                                -Adres

DAVACI                                :

KONU                                    :Cevap dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR                  :

            Davacılar, alacaklısı bulunduğumuz … İcra Müdürlüğü 20../… E. Sayılısı dosyasının süresiz şikayet yolu ile takibin iptali talepli dava açmış ise de davacıların bu taleplerinin hukuki bir yönü bulunmayıp taleplerinin REDDİ gerekmektedir. Şöyle ki ;

               Öncelikle ekli belgelerden de görüleceği üzere borca ilişkin davacılara ihtarname gönderilmiş, akabinde … İcra Müdürlüğü 20../… sayılı dosya ikame edilmiş, davacılara tebligat yapılmıştır. İcra dosyası 20… yılında açılmış olmakla davacılar bu zamana kadar dosyanın hukuka aykırı olarak açıldığına ilişkin işbu şikayet davasını ikame etmemişler ,vekil edenin dosyayı temlik almasından sonra dava açmışlardır. Açılan dava hukukun temel ilkelerinden olan dürüstlük kuralına aykırı olup adeta vekil edeni zarara uğratmak kastı ile ikame edilmiştir. Davanın süresinde ikame edilmediği kanaatinde olduğumuzu bildirir, işbu sebeplerle öncelikle davaya usul yönünden itirazlarımızı sunarız.

            Devamında, davacılar aynı kredi borcuna istinaden … İcra Müdürlüğü 20…/…. E., …İcra Müdürlüğü 20../… E. Ve vekil edenin temlik aldığı eski nosu …İcra Müdürlüğü 20../… E., yeni nosu ise … İcra Müdürlüğü 20../… E. Sayılı olan dosyanın açıldığını, anılan borca istinaden kendilerine ait iki taşınmazın ipotek verildiğini, yine anılan borca istinaden yukarıda dosya nolarını bildirdiğimiz dosyalardan hem ilamlı ipotek takibi, hem kambiyo senetlerine mahsus ilamsız takip hem de adi takip başlatıldığını ve tahsilde tekerrür olmamak kaydının bulunmadığını beyan etmişler bu hususun süresiz şikayete tabi olması ile icra dosyasının iptalini talep etmişlerdir. Davacıların, vekil edenin temlik aldığı icra dosyasının diğer nosu geçen dosyalardaki aynı borca istinaden açılmış olduğuna ilişkin beyanları tarafımızca kabul edilmemektedir. Alacaklı sıfatı ile bulunduğumuz icra dosyasının dayanak belgeleri olan …/…/… tarihli genel kredi sözleşmesi ve yine …/…/… tarihli müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefalet şerhi ekte olup Sayın Mahkemenizce de görüleceği üzere rehne ilişkin herhangi bir husus ne genel kredi sözleşmesinde ne de müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefalet şerhinde yer almaktadır.

            Öte yandan davacıların dava dilekçesinde ipotek verdiklerini iddia ettikleri taşınmazları kredi borcuna istinaden ipotek verdikleri varsayılsa dahi anılan ipoteğin kefalet borcuna ilişkin verildiğine dair ekli evraklarda herhangi bir husus yer almamaktadır. Davacıların iddialarından yola çıkılarak bahsettikleri gibi bir hukuka, kamu düzenine aykırılığın varlığının kabulü ve icra dosyasının iptali sonucu ile karşılaşılabilmesi için ipoteğin kefalet borcuna ilişkin verilmesi ve verildiğinin ispatı gereklidir. Zira aşağıda yer verdiğimiz Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere BANKAYA KARŞI BORÇTAN HEM KEFALET LİMİTİ İLE KEFALETEN, HEM DE İPOTEK VEREN OLARAK AYRI AYRI SORUMLU OLUNMASINDA, BANKANIN HER İKİ SORUMLULUK İÇİN TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDI İLE İCRA TAKİPLERİ YAPMASINDA USULSÜZLÜK YOKTUR.

T.C. YARGITAY ONDOKUZUNCU HUKUK DAİRESİ 2008/11880 E. –  2009/9152 K. Sayılı ve 12.10.2009 Tarihli kararında;

“İncelenen ipotek akit tablosundan, ipoteğin davalının kefalet sorumluluğunun teminatı olmadığı anlaşılmaktadır. Bir başka anlatımla davalı, davacı bankaya karşı borçtan hem kefalet limiti ile kefaleten, hem de ipotek veren olarak ayrı ayrı sorumlu olup davacı bankanın her iki sorumluluk için tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile icra takipleri yapmasında usulsüzlük yoktur.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

 

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilince dava dış … Ltd. Şti’ne kullandırılan krediye davalının kefalet ettiğini, hesabın …/…/.. tarihinde kat edilerek ihtarname keşide olunduğunu, alacağın tahsili için yapılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.

 

Davalı savunmasında, davacı bankanın aynı alacak için hem ipoteği paraya çevirmek üzere icra takibi başlattığını hem de ilamsız icra takibi yaptığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.

 

Mahkemece, davalı yanca verilen ipoteğin aynı zamanda kefaletin de teminatı olduğu bu nedenle İİK.nun 45. maddesine göre öncelikle ipoteğe başvuracağı ve ipoteği de aşan bir alacak bulunmadığı için davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

 

Davalı tarafından …./…/… tarih … TL limitli dava dışı … A.Ş’nin “doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak davacı banka lehine ipotek tesisinde uyuşmazlık yoktur.

 

Diğer yandan davalı kredi borçlusu ile banka arasında düzenlenen kredi sözleşmesini de kefil sıfatı ile imzalamıştır.

 

İncelenen ipotek akit tablosundan, ipoteğin davalının kefalet sorumluluğunun teminatı olmadığı anlaşılmaktadır.

 

BİR BAŞKA ANLATIMLA DAVALI, DAVACI BANKAYA KARŞI BORÇTAN HEM KEFALET LİMİTİ İLE KEFALETEN, HEM DE İPOTEK VEREN OLARAK AYRI AYRI SORUMLU OLUP DAVACI BANKANIN HER İKİ SORUMLULUK İÇİN TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDI İLE İCRA TAKİPLERİ YAPMASINDA USULSÜZLÜK YOKTUR.

 

Mahkemece açıklanan hususlar gözetilmeden delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir…” denilmektedir.

T.C. YARGITAY ONİKİNCİ HUKUK DAİRESİ 2009/13472 E. – 2009/22005 K. Sayılı ve  10.11.2009 tarihli kararında;”KREDİ SÖZLEŞMESİ MÜTESELSİL KEFİLİ HAKKINDA İPOTEK VEREN ÜÇÜNCÜ KİŞİ SIFATI İLE İPOTEĞİN PARAYA ÇEVİLMESİ YOLU İLE TAKİP YAPILMASI, AYNI ZAMANDA ALEYHİNDE GENEL HACİZ YOLU İLE TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDI KONULARAK TAKİP YAPILMASINA ENGEL DEĞİLDİR.”

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU  2009/426 E. – 2009/543 K. Sayılı ve 18.11.2009 tarihli kararında;”İpotek, sadece borçlu lehine yada kredi sözleşmesindeki borç için verilmişse kefilin kendi kefaletini karşılamayan arta kalan borç miktarı için alacaklı İ.İ.K.’nun 45. maddesine başvurma zorunluluğu olmadan, Borçlar Kanunu’nun 487. maddesine göre tüm alacak için tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile genel haciz yoluyla takip yapabilir.”

…”818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun “müteselsil kefalet” başlığını taşıyan 487. maddesinde aynen; “Kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilir.”

 

Bu babın hükümleri, bu nevi kefalete de tatbik olunur.

 

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklar” başlığını taşıyan 45. maddesi ise;

 

“Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yolu ile takip edebilir. (Değişik fıkra: 21/02/2007-5582 S.K./1.mad)2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan rehinle temin edilmiş alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilir veya haciz yoluna başvurulabilir.

 

Poliçe ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki 167.madde hükmü mahfuzdur.

 

İpotekle temin edilmiş faiz ve senelik taksit alacaklarında, alacaklının intihabına ve borçlunun sıfatına göre, rehinin paraya çevrilmesi veya haciz yahut iflas yollarına müracaat olunabilir.”

 

Hükmünü içermektedir.

 

İ.İ.K.’nun 45. maddesi asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçilmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır.

 

HEMEN BELİRTELİM Kİ, İ.İ.K.’NUN 45. MADDESİ BORÇLU İÇİN GETİRİLMİŞ BİR KURAL OLUP, KEFİLLER HAKKINDA UYGULANMAZ. BORÇLAR KANUNU’NUN 487. MADDESİNDE AÇIKLANAN ŞEKİLDE KEFİL, BORÇLU İLE BERABER MÜTESELSİL KEFİL VE MÜŞTEREK-MÜTESELSİL BORÇLU SIFATI İLE VEYA BU GİBİ DİĞER BİR SIFATLA BORCUN İFASINI DERUHTE ETMİŞ İSE; ALACAKLI, ASIL BORÇLUYA MÜRACAAT VE REHİNLERİ NAKDE TAHVİL ETTİRMEDEN EVVEL, KEFİL ALEYHİNE TAKİBAT İCRA EDEBİLİR.

 

YANİ MÜŞTEREK BORÇLU-MÜTESELSİL KEFİL, İPOTEĞİ KENDİ KEFALETİNİ DE KARŞILAYACAK ŞEKİLDE BORCA YETECEK MİKTARDA VERMİŞSE, ALACAKLI SADECE İ.İ.K.’NUN 45. MADDESİ GÖRE, REHNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİP YAPABİLİR. AKSİNE OLARAK İPOTEK, SADECE BORÇLU LEHİNE YADA KREDİ SÖZLEŞMESİNDEKİ BORÇ İÇİN VERİLMİŞSE KEFİLİN KENDİ KEFALETİNİ KARŞILAMAYAN ARTA KALAN BORÇ MİKTARI İÇİN ALACAKLI İ.İ.K.’NUN 45. MADDESİNE BAŞVURMA ZORUNLULUĞU OLMADAN, BORÇLAR KANUNU’NUN 487. MADDESİNE GÖRE TÜM ALACAK İÇİN TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDI İLE GENEL HACİZ YOLUYLA TAKİP YAPABİLİR.

 

Nitekim aynı ilke, Hukuk Genel Kurulu’nun 14.10.1972 gün ve 1972/215 E.- 841 K.; 18.04.2001 gün ve 2001/12-354 E.- 367 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.”

            Yukarıda yer alan kararlar gözönüne alınarak ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Müteselsil kefalet başlıklı 586. Maddesinde de “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” denilmekle, müşterek müteselsil kefil olan davacılara karşı icra takibi yönlendirilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmayıp DAVACILARIN DAVA DİLEKÇESİNDE BELİRTTİĞİ KARARLARIN VE KANUNUN MADDELERİNİN SOMUT DURUMDA UYGULAMA ALANI BULMASI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. Kaldı ki davacıların tahsilde tekererrür olmamak kaydının bulunmadığına ilişkin beyanları da gerçeği yansıtmamakta olup ekli takip talebinde görüleceği üzere tahsilde tekerrür olmamak kaydı da bulunmaktadır

            Netice itibari ile davacıların beyanları tarafımızca kabul edilmemekle Sayın Mahkemenizce icra dosya içeriği incelendiğinde, icra dosyasının açılmasında herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığının anlaşılacağı inancındayız. İşbu sebeple davacıların davasının REDDİNE karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

DELİLLERİMİZ       :… İcra Müdürlüğü 20../… E. sayılı yeni nosu ise … İcra Müdürlüğü 20…/… E. Sayılı dosya, tanık, bilirkişi, keşif, yemin, Yargıtay kararları, mütaala ve sair her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM    :Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle,

            Davacıların ikame etmiş oldukları işbu davanın usul ve esas yönünden REDDİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. …/…/…

                                                                        Davalı Vekili  

                                                                        Av. …

Bir Cevap Yazın