DİLEKÇELER, Genel

Yersiz Ödemelerin Geri Alınması

Yersiz ödemelerin geri alınması 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 96. maddesinde;

“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık
almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla
yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki
her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye
doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye
doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren
yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra
yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,(1)
itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu
alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. ” 

şeklinde yer almaktadır. İşbu örnek dilekçeye konu somut durumda eşinden boşanmasından dolayı kendisine ölüm aylığı bağlanan kişinin daha sonra şikayet üzerinde fazla ve yersiz ödendiğine kanaat getirdiği bedellerin iadesine ilişkin SGK tarafından dava açılmıştır. Anılan davaya karşı sunulmuş cevap dilekçesi aşağıda yer almaktadır. Diğer dilekçe örneklerine buradan erişebilirsiniz. 

 

Resim Niek Verlaan tarafından Pixabay‘a yüklendi

 ….. İŞ MAHKEMESİ 

DOSYA NO :20../… E. 

CEVAP VEREN

DAVALI         :…

VEKİLİ         :Av. …

                -Adres:

DAVACI        :Sosyal Güvenlik Kurumu  Başkanlığı 

VEKİLİ          :Av….

                -Adres:

KONU        :Davaya cevaplarımızdan ibarettir. 

AÇIKLAMALAR :

Ekli vekaletname uyarınca davalı vekiliyim. 

Davacı taraf, vekil eden ….’ın  boşandığı eşi …. ile fiilen birlikte yaşadığının davacı kurumca …/…/… tarihli ve … sayılı inceleme raporundan anlaşıldığından, bu rapora göre komşuların beyanları ve kapı zilinin boşandıktan sonra eski eşi ….’un isminin yazması, boşandıktan sonra eski eşi ile…. tarihine kadar fiilen birlikte yaşadığını gösterdiğinden bahisle, borç tablosundaki ….TL tutarın 5510 sayılı yasanın 96. Maddesinin a bendi uyarınca ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. İşbu dava usul ve yasaya aykırı olup reddi gerekmektedir. 

I.USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ :

1.Zamanaşımı yönünden itirazlarımız :

Öncelikle davacı kurum tarafından yersiz ödenen bellerin iadesine ilişkin talepleri TBK sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilecek olup TBK MADDE 82- Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” denilmektedir. Davacı kurum tarafından verilen …/…/… tarihli raporda “…. tarafından yapılan ihbar gereği …. T.C. Kimlik numaralı….hakkında 5510 Sayılı Kanunun 56. Maddesi yönünden soruşturma yapılması talebine istinaden müdüriyet makamında tarafıma verilen …/…/… tarih ve …. sayılı görev emri gereğince araştırma ve inceleme yapılmıştır.” beyanından da anlaşılacağı üzere …. tarafından gerçekleştirilen şikayet ile kurum geri isteme hakkı bulunduğuna ilişkin bilgi sahibi olmuş, denetmene yetki …/…./…. tarihi itibari ile verilmiştir. Denetmenin ne kadar sürede incelediği, kurumun şikayeti ne kadar sürede değerlendirdiği ve neticeye bağladığı değil, hakkın doğumuna ilişkin ihbarı ne zaman aldığı önemlidir. Hakkın doğumuna ilişkin ihbar …. yılında yapıldığına göre dava tarihi olan …/../… tarihinde 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü gerekir.

Yargıtay 10. Hukuk dairesi 2009/2009 E. – 2010/7103 K. Sayılı ve 13.05.2010 tarihli kararında;

“5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesi, sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, zamanaşımı hükmü olarak tanımı ve yorumlanması olanaksızdır. Maddede genel hükümlere yollamada bulunulması ve Kanunun “Zamanaşımı, hakkın düşmesi ve avans” başlığını taşıyan 97’nci ve diğer maddelerinde fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan Kurum alacağı yönünden düzenlemeye yer verilmemiş olması, fazla ve yersiz ödemeden kaynaklanan Kurum alacağına ilişkin zamanaşımı konusunun genel hükümlerden hareketle çözümünü zorunlu kılmaktadır. Bilindiği gibi zamanaşımı defi, borcu ortadan kaldırmamakla birlikte, bunu ileri süren tarafa, borcu yerine getirmekten kaçınma yetkisi vermektedir. Bu bağlamda Borçlar Kanununun 66’ncı maddesine göre; nedensiz mal ediniminden dolayı açılacak dava, zarar gören tarafın verdiğini geri almaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve herhalde bu hakkın doğduğu günden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğramaktadır. Anılan Kanunun 132’nci maddesinde, zamanaşımının işlemesine engel olan ve onu durduran sebepler sıralandığı gibi, 133’üncü maddesinde de zamanaşımını kesen olgular açıklanmıştır. Sebepsiz zenginleşme hukuksal temeline dayalı bu tür davalarda öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı ise kamu kurum ve kuruluşları açısından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1987 gün ve 1987/9-68 Esas, 1987/618 Karar numaralı ilamında da vurgulandığı gibi, o kurum ve kuruluşların dava açma konusunda yetkili kılınan kişi veya organlarının verdiğini geri almaya (istirdada) hakkı olduğunu öğrendiği tarihtir.”

Yukarıda yer verilen Yargıtay 10. Hukuk dairesi 2009/2009 E. – 2010/7103 K. Sayılı ve 13.05.2010 tarihli kararı, işbu davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiği yönündeki beyanımızı desteklemektedir. 

Sayın Mahkemenizce davanın zamanaşımına uğradığından bahisle REDDİNE karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. 

2.Usule ilişkin diğer itirazlarımız :

Davacı yan … TL nin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmektedir. Davacı kurum yersiz olarak ödendiğini iddia ettiği …. TL ana paraya faiz eklemiş, faiz ekleyerek elde ettiği bedele Sayın Mahkemenizce yasal faiz işletilerek tahsilini talep etmektedir. Bu talebin kabulü halinde faize faiz işletilmiş olacaktır ki bu husus açıkça usul ve yasaya aykırıdır. Sayın Mahkemenizce öncelikle … TL bedelindeki faize ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesini talep ederiz. 

Diğer yandan alacağının genel hükümler çerçevesinde tamamının zamanaşımına uğradığı yönündeki itirazımız baki kalmak kaydıyla bir an için zamanaşımı hususu bir kenara bırakılsa dahi 5510 sayılı yasanın 96/1-a Maddesinde “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler…genel hükümlere göre geri alınır.” denilmekte olup, dava tarihinden itibaren …/…/…. tarihinden itibaren geriye dönük 10 yıllık bedelin yani …/…/…. tarihinden itibaren olan bedelin talep edilebileceği …/…/….-…/…/… tarihleri arasının talep edilemeyeceği de dikkate alınmalıdır. 

II. ESASA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ :

Vekil eden ile ….resmi boşanma tarihlerinden itibaren ayrı yaşamışlardır. Malum olunacağı üzere, her boşanan çiftin birbirlerine düşman olması yahut kati surette görüşmeyecekleri hususu toplumda alışılagelmiş bir durum ise de, müşterek çocukları bulunan eski eşlerin çocukları için zaman zaman bir araya gelmeleri gerekmektedir. Vekil eden ve ….’da  müşterek çocukları bulunduğundan, zorunlu olduğu ölçüde görüşmüşlerdir. Ancak boşandıkları tarihten itibaren fiili birliktelik hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Sayın Mahkemenizce yapılacak araştırmalarda da tespit edileceği üzere vekil edenin adresi ….. olup ….adresi ise ….. idi. Bu hususta vekil edenin ile müteveffanın fiilen birlikteliklerinin bulunmadığına ilişkin beyanlarımızı destekler niteliktedir. 

Diğer yandan, ekte …Asliye Hukuk Mahkemesinin …./… E. – …/…. K. Sayılı kararı ve boşanma protokolü yer almaktadır. Anlaşma protokolü ve bu doğrultuda verilen mahkeme kararı gereğince müşterek çocuklar ve vekil eden adına nafakaya hükmedilmiş, nafaka karşılık aidat ve sair ödemeler müteveffa tarafından geçekleştirilmiştir. Sayın Mahkemenizce elde edilen delillerin değerlendirilmesinde bu hususun dikkate alınmasını talep ederiz. 

Davaya delil gösterilen …/…/…. tarihli kurum raporu yetersizdir. Raporun dayandırıldığı beyanların aksi isimleri bilahare bildirilecek tanıklarla tarafımızca ispatlanacak olup zil üzerinde yazan isimlerin eylemli fiili birliktelik olgusunu kanıtlar nitelikte olmadığı ise izahtan varestedir. Kaldı ki tarafımızca kati suretle fiili birlikteliğin varlığı kabul edilmemekle birlikte, davacı kurum aylık/gelir bağlanmasından itibaren yersiz ödendiğini iddia ettiği ödeneklerin tamamını talep etmektedir. Ancak mevcut duruma ilişkin Yargıtay kararlarında kabul gördüğü üzere gelirin aylığın kesilme tarihi ile kurumun geri alım hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme/başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibari ile gelir/aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun kabul edilmelidir. Ancak anılan raporda bu yönü ile yeterli bir araştırma mevcut değildir. 

Davacı kurum tarafından oluşturulmuş …/…/… tarihli raporda iddia edildiği üzere fiili birlikteliğin bulunmadığının Sayın Mahkemenizce yapılacak araştırmalar sonucunda ve bilahare isim, soyisim ve adresleri tarafımızca bildirilecek tanık beyanları ile anlaşılacağı inancındayız. 

Neticeten, vekil edenden yersiz ödeme yapıldığı yönündeki beyan ile gerçekleştirilen alacak talebi haksız ve hukuki dayanaktan yoksundur. Sayın Mahkemenizce işbu davanın REDDİNE karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. 

DELİLLERİMİZ :Tanıklar(isim,soyisim ve adresleri ile birlikte bilahare bildirilecektir), …. Asliye Hukuk Mahkemesinin …/… E. – …/… K. Sayılı dosyası, Sayın Mahkemenizce resen yapılacak araştırmalar, yemin, bilirkişi ve sair her türlü yasal delil. 

SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

Huzurdaki haksız davanın REDDİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı kurum üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. …/…/…

Davalı Vekili

Av. ….

Bir Cevap Yazın