ARAŞTIRMA

İşe İade Davası

İşe iade davası, işçinin iş sözleşmesinin haksız nedenle feshedilmesi halinde işçilik alacaklarını talep ettiği alacak davasını ikame etmek yerine, işçinin işine geri dönmek istemesi halinde başvurabileceği bir yoldur.  İşe iade davası nın işçi lehine sonuçlanması halinde kararda, işçinin işe iadesine, işçinin işe iadesinin gerçekleştirileceği tarihe kadar olan ücretine ve işe iadesinin gerçekleştirilmemesi halinde ödenecek tazminata hükmedilecektir.

Resim Here and now, unfortunately, ends my journey on Pixabay tarafından Pixabay‘a yüklendi

Ancak işe iade davaları hak düşürücü süreye tabi olup  bu süre 4857 Sayılı İş Kanununda belirtilmiştir.

“Fesih bildirimine itiraz ve usulü
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen
işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı
iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş
Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk
faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren,
iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş
mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava
açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen
ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir”

 

İlgili madde metninden de anlaşılacağı üzere işe iade davalarında arabuluculuk dava şartı öngörülmüş olup, işçi fesih bildiriminin kendisine ulaşmasından itibaren 1(bir) ay içerisinde arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk görüşmeleri akabinde taraflar arasında anlaşmaya varılmaması halinde işçi son arabuluculuk görüşme tutanağının düzenlenme tarihinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde görevli mahkeme olan İş Mahkemesinde işe iade davası ikame etmek zorundadır. Belirlenen sürelere uyulmaması halinde işçinin işe iade talebinde bulunma hakkı sona erecektir. Bu durumda haksız feshe karşı başvurulacak tek yol işçilik alacaklarına ilişkin dava açmak olacaktır ki işçilik alacaklarına ilişkin açılacak davada da arabuluculuk dava şartı unutulmamalıdır.

Sürelere uyularak dava açılması ve işe iade kararının kesinleşmesi halinde, işçi kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 10(on) gün içerisinde, işe başlamak için işverene başvuru yapmak zorundadır. Süresi içerisinde işverene başvuru yapılmaması halinde işverence yapılmış fesih geçerli bir fesih olarak kabul edilecek, işveren feshin haklılığı/haksızlığı noktasındaki hukuki sonuçlarından sorumlu olacaktır. Buna ilişkin 4857 Sayılı İş Kanunun 21/6 maddesi aşağıda yer almaktadır.

“İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde
işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda
bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun
hukuki sonuçları ile sorumlu olur.”

İşveren ise işçinin işe iadeye ilişkin başvurusunu takiben en geç 1(bir) ay içerisinde işçinin  işe çağırılması yahut işe iadesinin kabul edilmemesine ilişkin kararını bildirmelidir. Belirlenen süre zarfında işçinin işe çağırılması halinde sanki hiç fesih yapılmamış gibi iş sözleşmesi devam edecektir. İşe iadeye işveren tarafından olumsuz yanıt verilmesi yahut sessiz kalınması halinde işveren, işe iadeye ilişkin kararda iadenin gerçekleştirilmemesi halinde ödenmesine karar verilen tazminatı ödeyecektir. Bu tazminat işçinin en az 4(dört) aylık, en çok 8(sekiz) aylık ücreti tutarında olacak şekilde kararlaştırılır.

İşe iadeye ilişkin dava şartı olan arabuluculuk faaliyeti esnasında tarafların anlaşmaları halinde ise 4857 Sayılı iş Kanunun 21/7 maddesinde bazı şartlar öngörülmüştür.

“Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe
başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde;
a) İşe başlatma tarihini,
b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını,
c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal
miktarını,
belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna
göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve
işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. “

Madde metninden de anlaşılacağı üzere taraflar arasında yapılacak anlaşmada işe başlatma tarihi, yukarıda işe iade davası nda bahsi geçen ücret ve  diğer parasal hakların miktarına ve işe başlatmama halinde ödenecek tazminat miktarına karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde taraflar arasında anlaşma gerçekleştirilmemiş kabul edilecek ve arabuluculuk faaliyetinde tanzim edilecek son tutanak bu şekilde düzenlenecektir.

Arabuluculuk tutanağında taraflar arasında kararlaştırılan işe başlama tarihinde işçinin işe başlamaması halinde, işverence yapılan fesih geçerli kabul edilecek ve işveren yalnızca feshin haklılığı yahut haksızlığı noktasındaki hukuki sonuçlardan sorumlu olacaktır.

 

Diğer araştırma yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın